ÇALIŞ FOLKLORUNDAN ÖRNEKLER
ÖNSÖZ
Varlığımızı ispat etmenin en güzel yönü kültür değerlerimizi ortaya çıkarmaktır. Bunun için önce kim olduğumuzu, nereden geldiğimizi, neler yaptığımızı, nasıl yaptığımızı, neleri sevip neleri sevmediğimizi, nasıl yaşadığımızı araştırıp tespit etmek gerekir. Bu soruların cevabını bulmak için halk bilimi olan folklor teriminden faydalanmak lazımdır. Dünkü ile değil, mümkün olan en eski zamanlardan bu güne kadar gelen, ortak değerlerimizde yaşayışımız, düşünüşümüz, örf ve adetlerimizi bulduğumuz halk biliminden faydalanarak ortaya koyabiliriz. Zira bir milletin inandığı bütün değerlerde maziden gelen, bozulmuş ya da bozulmamış folklorun da özü vardır.
O halde folklor (halk bilimi) nedir? HALK BİLİMİ: Bir ülke ya da belirli bir bölge halkına ilişkin maddi ve manevi alanlardaki kültür hareketlerini konu alan, bunları kendi yöntemlerine göre çözümleyen bilim dalıdır.
Avrupa da başlayan bu tür çalışma kısa zamanda gelişmiş, ülkelere sirayet etmiş. Bu malzemelerin toplanması için gereken önem ve titizliği göstermişlerdir. İki yüz yıllık mazisi dahi olmayan devletler, bir mazi yaratabilmek çabasıyla adeta yarışırcasına malzeme toplamış ve bilim alemine sunmuştur. Oysa Türk milletinin göz kamaştıracak kadar güzel, ve bu gün dahi bilinmeyecek kadar uzun bir geçmişi vardır. Geçmişte olduğu gibi bu gün bile münevverlerimizin bu sahayı küçümsemeleri sebebiyle yeterince malzeme elde edilememiş, Üstelik günümüzün getirdiği teknolojik gelişme her şeyimizi kökünden kazımak üzeredir. Yavaş yavaş yok olmaktadır.
İşte bu düşünce ile Türkoloji mezunu olarak üzerime düşen bir yükümlülük vardı. Bu yükümlülükten kurtulmanın yolu da kültürel değerlerimiz henüz tam kaybolmadan, köyümün folklorunu araştırmam gerekiyordu. Bu düşünce ile muhterem hocam prof. Dr. Saim SAKAOĞLU’ nun desteği ile çalışmaya başladım. Mümkün mertebe bol örnek verebilmek düşüncesiyle çalışmamı HALK EDEBİYATI METİNLERİ – ADET VE İNANMALAR- üzerine yoğunlaştırırken halk şairi Aşıroğlu’na da bu metinlerde yer verdim. Nevşehir folkloru ile benzerlik gösteren atasözlerini, deyimleri ve diğerlerini yazılmış diye buraya katmadım. İstedim ki sadece bize Çalış kasabamıza ait olsun. Metinleri derlerken adet ve inanmaları birbirinden koparamadım. Bunlar birbirinin birer parçası gibi idiler. Ayrıca günün birinde unutulup gitmesinden korktuğum şairimize de bu metnin içerinde bir bölüm ayırmak ihtiyacı duydum. Metinleri 1984 yılında topladım. Mümkün mertebe en eskiyi bulmaya çalıştım. Konuya ilgi duyan en yaşlıları tercih etmeye çalıştım.( Eğer bozulmadı ise, ve dijital ortama aktarabilirsek, metinlerin orijinalini bu gün yaşamayan kimselerden de dinleme şansını bulabileceğiz Bu metinleri okuyup, değerlendirme yapmak isteyen arkadaşlar bu tarihten daha önceleri düşünerek bir fikir çıkarırsa kavramlar yerine daha iyi oturur.
Bu çalışmamda kasabama deryada damla misali bir katkım olduysa bundan bahtiyarlık duyarım. Bu düşünce ile bana katkı sağlayan metinleri derlediğim kasabamız halkından herkese teşekkür ederim. Yahya Temiz
ÇALIŞ KASABASI
TARİHİ
Biz kimiz neyiz ne değiliz. Şimdi bulduğum bütün kaynak ve araştırmalarımdan edindiğim bilgi ve bulguları sizlerle paylaşmak istedim. Yüz de yüz böyledir demiyorum.ancak benim tespitlerim bunlar. Öncelikle ÇALIŞ isminden yola cıkmak istedim.
ÇALIŞ;
Etimolojik olarak çal kök ve gövdesinden oluşmaktadır. Çal birkaç anlamda kullanılmaktadır. 1 –çal: yoğurt çal yani mayala 2- çal: saz çal yani müzik aleti kullanmak 3- çal: hırsızlık yap 4-; çal : kara çal anlamlarında kullnılmaktadır. Bizim üzerinde duracağımız çal mayalamak anlamındadır. ÇALIŞ : mayalanış anlamına gelir. Bunun da sözlük anlamı yeniden yapılanma, diriliş.yeniden doğuş yahut bir başka anlamı da melez olmaktadır.
Mayalanış anlamıyla ele alacak olursak, koyunuyla meşhur olan çalış kelimesinin içinde sakladığı gerçek ise; yeni bir tür koyun geliştiren oba zamanla geliştirdiği koyunun adıyla anılmaya başlanmıştır. Bu sebepten bu obanın adna çalış, çalışlı, çalışlar ismi verilmesinin anlamı budur.
Tarihi olarak çalış ekte sunacağım belgelerden de anlaşılacağı üzere çalış obası.
Aşiretler isim alma hususunda Türkmen ve Yörük diye ikiye ayrılırlar. Kızılırmak nehrinin doğusunda kalan aşiretlere Türkmen, batısında kalan ege, Marmara, Rumeli bölgelerinde yaşayanlara Yörük denilmektedir. Maraş ve çevresinde yaşayan dulkadirli Türkmenleri için ise hem Türkmen hem de Yörük tabiri birlikte kullanılmaktadır. (Faruk sumer Türk aşiretleri)
Dulkadirli Türkmenlerinin menşei konusunda Faruk Sümer tarafından oğuzların bozok koluna bağlı, boy olarakta bayat boyuna mensup oldukları belirtilmektedir. Dulkadirlileri oluşturan cemaatler genellikle Bayat, Avşar, Beydili boylarından oluşmaktadır. Dulkadirlilerin daha çok bayat boyundan olduğu kuvvetlenmektedir. Şimdi bazı kaynaklardan aldığım bilgileri dokunmadan aktarıyorum.
(1398-1443 ) Döneminde Dulkadirli Hükümeti’nin başında bulunan Nasireddin Mehmed Bey zamanında Kayseri.,Develi,Ortaköy,Ürgüp ve Harput Dulkadiroğulları’nın yönetimine geçmiştir.Bu dönemde Osmanlı Devleti Hükümdarı Yıldırım Beyazıt,Timur’a yenilmiş,Osmanlı temelden sarsılmıştı.(1402)Dulkadiroğlu Nasireddin Mehmed Bey, Çelebi Mehmed’e yardım etti. Bu yardımlaşma 2.Murat döneminde de devam etti. Karamanoğulları’na karşı Osmanlı,Dulkadirlileri tuttu(1430) 1398′de Kadı Burhaneddin’in öldürülmesiyle Bozok bölgesi Osmanlı padişahı Yıldırım Beyazıt’ın eline geçtiyse de bu çok uzun sürmedi.Ankara savaşının akabinde bölgeye Timur’un çoğunu Karaman,Kırşehir,Kayseri,Yozgat havalisindeki Kara Tatarları Türkistan’a götürmesi sebebiyle Bozok’a 1404′de Dulkadir Türkmenleri yerleşttiler.(USLU,1990)Bozok’a yerleşen Dulkadirli ve Halep Türkmenleri idi.Bunlar; Gedük’te Ağca-Koyunlu,Şam-Bayadı,Karataş’ta Tecirlu,Salmanlu,Kavurgalu,Söklen ve Hisar Beğlu’den meydana gelmektedir.(Dulkadiroğlu-2002)
Dulkadirli daha ziyade Maraş bölgesinde yaşar. kışın amik ovasında Halep dolaylarında ve çukurovaya inerlerdi.
Xvı y.yılın başlarında Ankara bölgesine kadar gelmişler kayseri ve Kırşehir bu elin yerleşme sahaları arasındadır. Boyları ise; 1 ağca koyunlu En önemli obaları (çalış, çalışlu, çalışlar, musa-hacılı,musa-calu, Kozanlı,hamidlü 2-anamuslı 3-avcı 4 çağırganlu 5 –cerid vs.
Dulkadirlilerin Menşei
Dulkadir kelimesinin etimolojisi ile ilgili ileri sürülen görüşlere
bakıldığı zaman kelimenin tam olarak ne anlama geldiği ve telaffuzu
hakkında net bir görüş bulunmadığı görülür9. Dulkadirli Türkmenlerinin
menşeinin ise arşiv kaynaklarında bilgi bulunmamasına rağmen Faruk
Sümer tarafından Oğuzların Bozok koluna, boy olarak da Bayat boyuna
mensup oldukları belirtilmektedir10. Dulkadirliler’i oluşturan cemaatler
genellikle Bayat, Avşar ve Beydilli boylarından olmakla birlikte bunların
beylerinin hangi boya mensup oldukları bilinmemektedir. Dulkadirliler’i
meydana getiren Türkmenlerin daha çok Bayatlar’dan olması beylerinin
de Bayat boyundan çıkmış olabileceği ihtimalini kuvvetlendirmektedir11.
Daha geniş bilgi için bakınız, Tufan Gündüz, Anadolu’da Türkmen Aşiretleri,
Ankara 1997, s.119 vd; Hasan Basri Karadeniz, Atçekenlik ve Atçeken Oymakları,
(Yayınlanmamış Doktora Tezi), Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü,
Kayseri 1995, s.269 vd.
BA TD 402, s.99,105,107,111 ve muhtelif sayfalar; Anadolu’da ve Rumeli’de konargöçer hayatı yaşayan Türkmen teşekkülleri hakkında daha geniş bilgi için bakınız: Yör-Türk Vakfı, Anadolu’da ve Rumeli’de Yörükler ve Türkmenler, Sempozyumu Bildirileri, (Yör-Türk Vakfı 14 Mayıs 2000 Tarsus), Ankara 2000.
Dulkadir kelimesinin anlamı ile ilgili görüşler: “Tulgadır”, eski Osmanlı tarihlerinde “Dulkadir” ve İran tarihleri ve bu tarihlerin etkisi altında kalan Türk tarihçileri “Zu’l kadr”, Arap tarihçilerin çoğunluğu Dulgadır, Zülkadir veya Tulgadır şeklini kullanmışlardır. Arifi Paşa, “Elbistan ve Maraş da Zülkadir (Dulkadir) Oğulları Hükümeti”, TOEM, İstanbul 1331, s.359; F. Sümer, “Dulkadir Elini Meydana Getiren Oymaklar”, Kahramanmaraş 1. Kurtuluş Sempozyumu 10-11 Şubat 1986, Ankara 1987, s.45; Refet Yinanç, Dulkadir Beyliği, Ankara 1989,s.6-7.
Sümer, “Dulkadir Oymakları”, s.45.
Arifi Paşa, “Elbistan ve Maraş da Zülkadir (Dulkadir) Oğulları Hükümeti” s.359; M.
H. Yinanç, “Dulkadırlılar”, İA (MEB),C.4, İstanbul 1993, ,s.654; R.Yinanç,
Dulkadir Beyliği, s.8.
İbrahim SOLAK
B-İdari Yapı
Sosyal yapıları gereği il veya ulus adı altında sınıflandırılan
aşiretler, boy, tâife, aşiret, cemaat, oymak, mahalle, oba şeklinde
bölümlere ayrılır12. Burada oymak, aşiret ve cemaat tabirlerinin genellikle
aynı anlamda olduğunu belirtmekte fayda vardır13. Dulkadirli Ulus’una
bağlı aşiretlerin ise yukarıdan aşağı doğru tâife ve cemaat şeklinde
bölümlere ayrıldığı görülmektedir14.
Boyların başında boyun idari işlerini yürüten boy beyi bulunur, boy
beyleri merkezi hükümet tarafından atanır15. Boy beyleri de her aşiretin
başına, aşiret içinden bir kişiyi kethüda olarak atar16.
Maraş ve civarında yaşayan Dulkadirli Ulus’una bağlı cemaatlerin
en büyük birimi tâifeler17 olup 1526 yılında bölgede 2618, 1580 yılında
ise 21 tâifenin bulunduğu görülmektedir19. (Tablo I). Tâifelerin ise alt
birimlerini cemaatler oluşturmaktadır.
T. Gökbilgin, Evlâd-ı Fatihân, s.19 vd.; C. Orhonlu, Aşiretlerin İskânı, s.14; F.
Sümer, Oğuzlar (Türkmenler) Tarihleri-Boy Teşkilatı-Destanları, İstanbul 1992,
s.163-168; Y. Halaçoğlu, İskân Siyaseti, s.16; Mehmet Eröz, Yörükler, İstanbul
1991,s.40-44; R. P. Lındner, Göçebeler, s.78.
Cevdet Türkay, Başbakanlık Arşivi Belgelerine Göre Osmanlı İmparatorluğu’nda
Oymak, Aşiret ve Cemaatler, İstanbul 1979, s.17.
14 BA TD 402, s.88 vd.; BA TD 998, s.444 vd.
C. Orhonlu, Aşiretlerin İskânı,s.14; T. Gündüz, Aşiretler, s.112.
F. Sümer, “Türk Aşiretleri”, s.511; C. Orhonlu, Aşiretlerin İskânı, s.15; A.
Akgündüz, Osmanlı Kanunnameleri ve Hukuki Tahlilleri, C.7, İstanbul 1994, s.159.
“Türkmen illeri umumiyetle boy veya tâife adını taşıyan teşekküllerden meydana
gelmişleridir”, F. Sümer, “Türk Aşiretleri”, s.511.
18 BA TD 402, s.84-732, 927-939, 949-958, 960-971; BA TD 998, s.436, 438-439,
444-461.
TK 116 s.1 vd.
XVI. Yüzyılda Maraş ve Çevresinde
Tablo I: Dulkadirli Ulus’unu Meydana Getiren Tâifeler
Sıra No 1526 1580
Tâife Adı Bağlı Cemaat Bağlı Cemaat
1. Ağca Koyunlu 20 11
2. Anamaslu nâm-ı diğer Karacalu 102 80
3. Araban 0 6
4. Avşar 0 4
5. Bertiz 50 0
6. Bostancıyân 11 0
7. Cerid 59 46
8. Çağırgan 19 7
9. Çimelü 15 2
10. Demrek 21 0
11. Dışarıcıyân ve Gurbet 17 0
12. Dokuz nâm-ı diğer Beşanlu 82 45
13. Döngelli 39 15
14. Elçi 5 1
15. Eşkinciyân 0 22
16. Evci 5 8
17. Eymür 56 116
18. Gündeşlü ve Değşirlü 31 6
19. Kara Yuvalu 0 8
20. Kavurgalu 17 0
21. Kızıllu ve Ali Beylü 49 18
22. Koyuncuyân 9 7
23. Küreciyân 32 20
24. Küşne 81 27
25. Müteferrik 0 7
26. Osmanlu 9 0
27. Peçenek 48 0
28. Tacirlü 7 3
TOPLAM 784 459
1526 yılında 26 tâifeye bağlı 784 cemaatten müteşekkil Dulkadirli
Ulus’unun hepsi Maraş ve çevresinde bulunmamaktadır. Bu cemaatlerden
sadece 308’i Maraş çevresinde bulunan yerleri kışlak, yaylak, ziraat ve
otlak sahası olarak tasarruf etmektedir. Dulkadirli Ulus’unu oluşturan
cemaatler geniş bir coğrafyayı yaylak-kışlak olarak kullanmaktalar. Bu
cemaatler ana yurtları Maraş ve Elbistan haricinde Şam20 ve Sivas21
arasında dolaşmaktadırlar.
Dulkadirli Türkmenlerine bağlı cemaatler Maraş haricinde, Şam22,
Halep, Antakya, Diyarbekir, Mardin, Malatya, Hısn-ı Mansur, Antep,
Adana, Kayseri, Sivas, Bozok, Yeni İl ve Karaman arasındaki bölgeleri
tasarruf etmektedirler23. 1526 yılında bu cemaatlerin haricinde Dulkadirli
Ulus’una bağlı olan fakat hiçbir yeri tasarruf etmeyen veya tasarruf ettiği
yer belli olmayan, sadece cemaat adı ile bağlı olduğu tâife belirtilen24
cemaat sayısı ise 274’dür.
1563 yılında ise Maraş Kazâsı’nda 242 köyü tasarruf eden 132
cemaatin hemen hemen tamamı yerleşik hayata geçmiş bulunmaktadır.
Yine aynı tarihte 169 mezraa 71 cemaat tarafından tasarruf edilmektedir.
1580 yılında ise cemaatlerin tamamının konar-göçer hayatı yaşadığı
görülmektedir.
Dulkadirli Türkmenleri’nden, Anamaslu25, Dokuz26, Küreciyân27,
Cerid28, Peçenek29, Kavurgalu30, Döngelli31, Küşne32 ve Bertiz tâifeler
25 Tâife-i Anamaslu nâm-ı diğer Karacalu, der yed-i erbâb-ı timâr, BA TD 402, s.282.
Tâife-i Dokuz, der yed-i erbâb-ı timâr, BA TD 402, s.199.
27 Tâife-i Küreciyân an yörükân-ı Maraş, der yed-i erbâb-ı timâr, BA TD 402, s.282.
28 Tâife-i Cerid an yörükân-ı Dulkadriye der yed-i erbâb-ı timâr, BA TD 402, s.339.
29 Tâife-i Peçenek,an yörükân-ı Dulkadriye der yed-i erbâb-ı timâr, BA TD 402, s.379
Tâife-i Kavurgalu-yı Maraş,an yörükân-ı Maraş, der yed-i erbâb-ı timâr, BA TD
,
XVI. Yüzyılda Maraş ve Çevresinde
ile bunlara bağlı cemaatlerin timar reâyası ve bazılarının da sipahi, sipahizâde34
oldukları anlaşılmaktadır.
C- Dulkadirli Ulus’unu Meydana Getiren Taifeler ve Taifelere Bağlı
Cemaatler
1-. Ağca Koyunlu
152635 158036
Cemaat Hane Hasıl Bulunduğu
Yer Nefer Hasıl Kışlak Yaylak
Ağalu 65 854 –
-
Ağca Koyunlu 136 1785 Maraş 444 8145
Kafir
Viranı,
Düdenlü
-
Balcılar? 12 186 —–
Çalışlu —95 1570 Ayn Belut -
Durdu? Hacılu 27 2559 —–
Hamidlü 196 12175 -912 20850 Eğrice,
Kilis
Engizek, Nurhak,
Sofdağı
Hamza? Fakihlü 11 210 —–
İbrahim Kethüda —83 1430 Besni -
İncirlüce 16 237 Maraş —-
İsa Kethüdalu 22 290 –
-
Kara Ömerlü —19 310 Karaçal -
Karaca Oruclu 7 94 –
-
Kasım Kethüda 104 1068 —–
Kozanlu 10 1067 –
-
Köprülü 7 94 –
-
Mahmud Kethüdalu 338 3788 -65 900 Gügercinlik Engizek
Mirsecilu? 315 22000 –
-
Murad Kethüda 142 1852 —–
Musa Hacılu 149 2045 50
1143 -
Öküzlü –
34 617 Arslanlu Ahurdağı
Pir Ömer Kethüda 13 172 —–
Ramazan Hacılu –
100 1912 Beriyye Binboğa
Tur Ali Adillü? 45 621 —–
Tur Hasanlu —81 1560 Çeşme Elbistan
Yakub Çelebi 1 ——
TOPLAM 20 1616 51097 1894 38437
BA TD 402, s.285, 321, 326-327, 539-540; BA TD 998, s.447, 450-452, TK 116, s.37, 93, 127,142 ve muhtelif sayfalar. (TD 998’in tarihi araştırmacılar arasında ihtilaflıdır. Bu defterin tarihi tarafımızdan 1526 yılı olarak kullanılacaktır. Tarih meselesi ile ilgili daha geniş bilgi için bakınız: İbrahim Solak, XVI. Asırda Maraş Kazâsı,
1526 yılında Ağca Koyunlu taifesine bağlı 20, 1580 yılında ise 11
cemaat bulunmaktadır. Bunlardan 6’sı her iki tarihte de ortak iken
diğerlerinin farklı olduğu görülmektedir. Yukarıdaki tabloda da
görüldüğü gibi cemaatlerden 6’sının ismini bağlı oldukları kethüdalardan
almaları muhtemeldir.
Ağca Koyunlu taifesine bağlı cemaatlerden bir kısmı Maraş ve
çevresini yaylak-kışlak olarak kullanırken, bazılarının Maraş haricinde
bulundukları, bazılarının da bulundukları yerlerinin belli olmadığı
görülmektedir.
Tabloda verilen nüfus rakamlarının haricinde 1526 yılında, 153
mücerred, 20 imam, 9 kethüda ve 5 çeri bulunmaktadır. 1580 yılında ki
nüfus dağılımı ise şöyle sıralanmaktadır. 936 bennak, 938 mücerred, 16
kethüda, 9 sipahi, 7 muaf, 3 pir-i fâni, 1 imam, 1 muhassıl ve 1 a’ma.
1337 yılında zeyneddin karaca bey tarafından elbistanda kurulan dulkadiroğulları devleti yavuz sultan selim tarfından 1515 tunadag savaşı ile Osmanlıya katılır bu savaş sonucu andolu türk birliği de sağlanmış olur
.
Buraya kadar yazılanlar kaynaklardan aynen aktarılan kopyelerdir.
Cevdet Kutay ın aşiretler oymaklar cemaatler adlı kitapta ise çalış çalışlı çalışlar ile ilgili bilgide konar göçer Türkmen taifesidir der ve bunların çoğunlukla çorum tarfına gittiğini bir kısmının ise Ankara tarfına bir kısmının ise Ürgüp nahiyesine gittiğinden bahseder. Kaynakları daha da çoğaltabiliriz. Bütün bu kaynaklardan sonra edindiğim intiba;
Elbistan da kurulan Dulkadiroğlu beyliği içinde yer alan ve bugün hala ismi çalış olan bir kasaba vardır. Elbistan a yaklaşık kırk km olan bu kasaba ile irtibata geçtim. Oradaki çalışlı bir zatla ( 70 yaşlarında idi ) konuştum. Oradaki asıl yerli halkın cok önceleri gittiğini şu an orada başkalarının yaşadığını söyledi.ayrıca İbrahim solak ın kitabında bahsedilen ayn belut diye bir yaylakiyede çalışlu oymağından bahseder. Bütün bunlardan çıkan sonuç ise çalış taifesinin bayat boyuna bağlı pehlivanlı aşiretin bir oymağı olduğu su götürmez bir gerçektir. memiş kağ kasabanın adını çalış koyduğuna göre daha ötesi tartışılmaz. Çalış ismi analaşıldına göre Avşar olmamaktadır. İddia edildiği solaklar koçaklar aydınlar vs gibi isimlerin bazıları yine cemaat ismidir. Özellikle solaklar başlıbaşına bir cemaatir. Kök isimlerini bulanların hangi cemaatden olduğunu bulmak kolaydır. O konuda yardımcı olurum. Ancak bu bölgede hep Avşar –bayat- vecerid ler iç içe yaşadığından kültürel olarakta benzerlikler gösterir.
Şimdi asıl konumuza dönelim. Türkmenistan dan Anadoluya girişimiz 1300 lü yıllara kadar dayanır. Çeşitli bölgelerde yaşamışız. Kışları güneyin sıcak bölgelerine yazları ise Elbistan ve Erciyes dağının yaylakiye bölgesinde yaşadığımız ortaya çıkıyor 1515 yılında beylik yıkılnca, Yozgat civarında çapanoğlu hakimiyet kurar. Ancak dağınık halde yaşayan Türkmenleri Osmanlı zorunlu iskana tabi tutar. Birnci zorunlu iskanda Kayseri bilhassa Tomarza tarafında yaşamaya başlarız. Ancak bir müddet sonra vergi toplamada güçlük çıkıp aşiretlerde tekrar dağılınca, ikinci zorunlu iskana tabi tutulur. 1750- 60 lı yıllara tekbül eden ikinci iskanda atalarımız Çiçekli aşiretiyle birlikte Boğazlayan Taf a yerleşir.
Atalarımızdan Tevfik ve Numan (loğmen) Tomarza Taf ta yaşadığı muhtemelen oğlu Hacı Bekir ile kardeşi Tevfik kağ ın Boğazlayan Taf a göçtüğü ortaya çıkıyor. Tevfik kağ çok güçlü bir yönetim oluşturmuş hatta kendine ait hapishanesi olduğu söylenir. Burada küçük hatalar olabilir. 1760 lı yıllarda Boğazlayan Taf ta yaşayan Hacıbekirin iki oğlu olur biri Memiş kağ diğeri Mükremin kağ. Memiş Kağ oldukca geç evlenir ya da ilk karısından çocukları olmamıştır.. 70 li yaşlarda evlenmesi için baskı yapılınca verdiği cevap ders verir niteliktedir.. “ Bu yaştan sonra sümüğünü mendile silen bana gelmez , eteğine sileni de ben almam” deyince, dayısı kemal çelebi “ sen bana dünür gönder der.” Kendisinin 15 yaşında kızı varmış bu kızı Memiş Kağ a verir. İşte bu hatundan önce Ömer Kağ doğar . müjde verildiği zaman der ki “ cici annesini müjdeleyin “ . Sonra ilk torunu Haceli doğduğu zaman ağlamaya başlar. Sebebini sorduklarında “ Ben Allah a isyan ettim ,hata ettim “ der çünkü önçeki söylediği söz hatırına gelmiştir. Sonuçta aldığı hanımın kendinden önce öldüğü söylenir.
Bu arada Memiş kağ ın kardeşi bir baskın neticesi Mükremin kağ hapise düşmüştür.Hafız Mükremin oldukça dindar bir kişidir, medrese tahsili yapmıştır. Rivayet odur ki çapanoğlu nun hanımının dikkatini çeken Hafız Mükremin in dindarlığı ve edebi ilerde onun serbest bırakılmasına sebep olur. Çok etkilenen hanım, koçasına yalvarır ve serbest bıraktırır.
Ömer kağ büyümüştür. Dayısı kemal den annesinin malın isteyince dayıları çok kızar. Durum çok kötüye gidince Memiş Kağ oğlu Ömer ile yeğeni Memiş kağ ile birlikte Ürgüp ün göreme ( maccan) beldesinden olan Emin paşayı bulurlar. Ona ait bu günkü Çalış taki araziyi yaklaşık 20 km karelik bir alanı Ömer kağ ile Mükremin oğlu Memiş kağ İstanbul’a giderek Karavezir Paşa nın mührüyle satın alırlar. (Tapuyu mühürleyen Kara Vezir Paşa 21 ağustos 1779-19 şubat 1781 1 yıl 6 ay vezirlik yapmıştır.)1780 yılında bu günkü Çalış a yerleşirler. İşte bu yerleşme sonucu insanlar geliş ve büyüklük sırasına göre kütük no lar verilir.
Bu durumda silsile şu şekildedir.
Tevfik kağ (Tomarza taf)
Loğmen (Numan) (Tomarza taf)
——————————————————————-
! !
Tevfik kağ Hacı Bekir Kağ
!
Hacı Bekir ( Tomarza taf -boğazlayan taf)1760
—————————-1780 çalış—————————————————–
! !
Memiş kağ Hafız Mükremin kağ
——————————- ————————————-
Ömer kağ (ömer oğulları ) Memiş kağ (memiş oğlları)
1-H.Ali- kütük no 2 (aydınlar) 1-Molla Salih (oğlu yokkızı Beşirler)
2- H.Kenan küt.no 3(rıza bey) 2-H.Ahmet (İzmir e gitmiş)
3- H.İsmail k.no 4 (gölermiş) 3-Mükremin k.no 8 (ö.t.1867) pederl
4- H.Bekir –k.no 5 (şabanlar) 4-Mehmet k.n.9 (ö t.1871 (temizler)
5- H.Efendi k.n.6 (vıccıdılar) 5-Hasan k.n.10 (ö.t. 1874(üçgüller
6- H.Yaşar k.n. 7 (selamlar)
Buradaki kütük nolar birlikte gelenlerde yaş öne çıkmış, diğerlerinde ise köye geliş tarihlerine göre kütük sırası verilmiştir. Ancak bir numara gördüğünüz gibi yok sebebi ise ya bir numara verilmiyor ya da Ali Fakı nın erkek çocukları olmadığından kütük numarası verilmemiştir. Devam edelim,
4- Mehmet eşi Meryem (ölüm tar.hiçri 1287 miladi 1871)
———————————————————————————————
! ! ! !
Yusuf (ödemişe Osman Temiz eşi Hatice Mamık (harpte ?
Gitmiş) 1894-harpte şehit şehit
!
——————————————————————————————-
! ! ! ! ! !
Dilber Rıza Temiz Hakkı (Fadime)Temiz Memiş Fadime Hürü(kır
Eşi şünkü (1903-1982) 9 Y. ÖL. Hasinliye Memiş eş)
!
!
———————————————————————————-
! ! ! !
Halil temiz Rafet temiz (1936-1999) Hürü (hasinli) Menşure
!
——————————————————————
! ! ! !
Ali Yahya Memiş Bayram
Bir diğer silsile de çalışkanlarla ilgili ;
Çobanoğulları
Mustafa
Veli ( veli oğulları )
! ! !
İsmail (sarılara Mustafa Bekir
————————- ————————- ————
! ! ! ! ! ! ! ! !
Nuri Mahmut Zekeriya Mehmet Kurtveli Mendo Üzeyir Salih Bekir
Şehit !
!
—————————————————————————————
! ! ! ! ! ! !
Nuri Ayşe sebahattin Hürü Fatma Meryem Muammer
1780 yılında Çalış a tabiî ki yalnız gelinmemiş. Bu araziyi aldıktan sonra burayı korumak ve burada dirlik sağlamak gerekiyor işte bu sebebten önceden tanıdığı beyleri toprak vermek karşılığında davet etmiştir. Bu davetin neticesinde çeşitli yerlerden katılımlar olmuştur. Bu davet edilen beyler de sıradan aileler değil kimi ustalıktan anlayan sanatkar, kimi savaşmaktan anlayan gürbüz kişiler, taşımacılıktan anlayan beyler vel hasılı herkesin bir özelliği ve kabiliyeti vardır. ( burada işin hikaye kısmı beni çok ilgilendirmedi. Benim istediğim kronolojik tarih. Çünkü hikayelerde hep abartı olmuştur.) Bunlardan Ali Fakı, Seyit ağa, Sönmezler in ataları ile birlikte Taftan, Solakların da aslında önce Kayseri Tomarza Boğazlayan dolaylarından geldiği görülmektedir. Ustaların atası Ahmet usta Kayseri bölgesi yuvanese den geldiği söylenir. Ateşler kütükte Ateşoğlu diye geçiyor. Yakın köylerden geldiği söylenir. Kemellerde yine aynı. Gareller. Aşık Mehmetler ve Tekayaklar Boğazlayan (horan) dan, Aşırhoca Dadağı dan Kelahmetler Genezin den, Karakelle süslü Ahmetler Ürgüp ten vs… Buradan çıkan sonuç nereden gelirse gelsin aynı aşiretin obaları olduğu tahmin edilmektedir. Çünkü köye gelen her aile babanın kız kardeşine ame demiş ne bibi ne de teyze diyen yok. Oy sa ki en yakın komşumuz Topaklı ile bile o kadar dil (ağız) farkı var ki, iki cemaat arasında komiklik oluşturdu. Her aile zorunlu iskandan önce birbirlerini bir şekilde tanıyorlardı. Zira düğün adetleri ve inanmalar o kadar ortak ki birbirinden ayırt edilmiyor.
Asıl önemli konu 1760 lı yıllarda zorunlu iskan olduğundan hemen hemen bütün aileler, ören yerlerine yeni yeni köyler kurmaya başlamıştır. Yeni oluşumlar beraberinde yeni problemler getirmiştir, Bu dönemler de ETRAFINA ÜÇ BEŞ ADAM BULANLAR EŞKIYALIK YAPMIŞTIR. Bu eşkiyalardan en çok haraç keseni hamid li eşkıya ve delibaş çetesidir. Delibaş ve çetesinden kurtulmak için çok ciddi sıkıntılar yaşanmıştır. Sonra problem halledilmiştir Haymana Çalış, koyunların kırılması ve sıkıntı sebebiyle bizden kopmuştur. Zorluklar yaşanmıştır.
ÇALIŞ; bu gün geçmekte olan ankara –kayseri karayolunun hemen güneyinde kurulmuş olup kayseriye uzaklığı 70 km.dir. idari olarak Avanos Nevşehir e bağlı olan kasaba kültürel olarak kayseriye bağlıdır. Hatta ben öyle inanıyorum ki mantı kültürü tamamen bizim aşiretin bir yemeğidir.
Deniz seyiyesinden 1250 m. Yükseklikte kurulan kasabada yazları kurak ,kışları kuzeyinin açık olması sebebiyle soğuk ve kuraktır. Hemen heme bütün yağışlarını ilk ve sonbahar mevsiminde alan kasaba da buğday arpa ekimi sıklıkta yapılır.kasabanın güneyini 1756 m. Yükseklikte bulunan İsmail sivrisinin tepeleri ve eğimi çevreler. Kuzeyinde ise çok geniş düzlükler mevcuttur. Doğusunu İsmail sivrisini uzantısı 1350 m yükseklikteki çallıgedik geçidi, batısında ise Topaklı kasabası mevcuttur. Doğu ve batısında üzüm bağları bulunmakta olup. Herkesin kendisine yetecek miktardadır
Köyün bulunduğu yörenin tarihi Bizans eti roma dönemlerine kadar uzanmaktadır. Önemli bir geçitte bulunan kasabanın güney doğsunda bulunan bel kuyu mevkiin de bir hayli eski eser çıkmıştır. Bu mevkiide eski Bağdat yolu diye bildiğimiz oldukca geniş bir kervan yolu ilgi çekmektedir.
1972 yılında belde olan kasaba 1970 li yıllara kadar geçimini hayvancılık bilhassa küçük baş hayvancılıkla sağlamıştır. Koyunu Türkiye çapında ün yapmıştır. Bu tarhten sonra şartların değişmesi teknolojinin gelişmesi ile yerini tarıma bırakır. Ancak şartlar hızla değişiyor ekonomik şartlar ağırlaşıyor. Nakliyatcılık ve Gurbetcilik (Almanya ) ön plana çıkıyor. Bir zaman sonra gurbet işi de sınırlanıp nakliyatcılıkta para kananamayınca kasabanın hızla artan nufüsu durmaya hatta gerilemeye başlar. 1980 yıllara kadar nufüs hareketleri çok olmamış. Ancak bu tarihten sonra ekonomik sebebler insanları büyük şehirlere taşımıştır. 4000 leri aşan nufüs 2500 lerin altına düşmüştür.
Bu çalışmamla kasabama yardımcı olabildimse, bundan büyük bahtiyarlık duyarım. Baştada yazdığım gibi bunlar benim tesbitlerim eksik ve ya yanlış olabilir. Ancak şunu söyleyebilirimki bu çalışma ilmi bir çalışmadır. Bu sebepten rivayet ve hikayelerden uzak durdum. Bilglierinize sunulur.
YAHYA TEMİZ
Write a comment
Copy Protected by Chetan's WP-CopyProtect.
calis kasabasinda ki soyadi YIGIT olan sulalenin kutugu hakkinda bilgi verebilirmisin. hangi mensuba bagli.
saygilar